30 Ocak 2021 Cumartesi

Mor İnek (Purple Cow): Farklılaşarak İşinizi Dönüştürün

 Mor İnek (Purple Cow): Farklılaşarak İşinizi Dönüştürün

Seth Godin tarafından kaleme alınan “Mor İnek”te uzmanların dillerinden düşmeyen ve yıllardır süregelen pazarlamanın “4P”sinden yola çıkarak işinize farklılık katmanızdan bahsediyor.

Seth Godin bu eserinde pazarlamanın “4P”sine ilave bir P ekliyor.

Pazarlamanın 5P’si:

  • Product(Ürün)
  • Price(Fiyat)
  • Place(Dağıtım)
  • Promotion(Tutundurma)
  • PURPLE COW(Mor İnek)

Pazarlama ilkelerine ilave bir “P”yi Purple Cow olarak ilave eden Godin, seyahat sırasında dışarıda bulunan ineklerin hepsinin sıradan ve hepsinin benzer olduğu gerçeğinden yola çıkıyor bu ismi veriyor. Eserinde farklı olmak “P” harfi ile başlasaydı inek benzetmesini hiç kullanmayabilirdim diye okurları bilgilendiriyor.

Bir önceki paragrafı okuduysanız eser hakkında kısmen de olsa bir çıkarımda bulunmuşsunuzdur. Yine de belirtmek gerekirse Mor İnek’in özünde farklı olma unsuru yatar. Kitapta yazılanlar farklı olmanın nasıl ve ne için olması gerektiğini ele alıyor.

Kitabın içerisinde işletmelerin nasıl başarılı olduğunu, bunun için ne gibi bir farklılaşmaya başvurduklarını, bunun yanı sıra işletmelerin isimlerini kitlelere nasıl duyurduğundan bahsediliyor. Aynı sektörde faaliyet gösteren birçok işletme olmakla birlikte işletmelerin daha dar kapsamlı olan ve belirli kitlere hitap eden niş pazarlara yönelmesinin başarının temel unsurlarından sayıyor. Aynı zamanda insanların sizin işletmenizi tercih etmesinde en önemli rol oynadığını düşündüğü bir kavram ortaya atıyor: Fikirvirüs. Şöyle ki insanlara güzel ve farklı bir hizmet sunduktan sonra bunun en iyi reklamını yapacak kişilerin yine insanlar olduğunu net bir şekilde belirtiyor. Bunun en güzel örneğini de günümüzün sosyal platformlarından görebilirsiniz. Ünlülere ya da popüler kitleye sahip kullanıcılara gönderilen yiyecek, içecek, kıyafet vb. birçok hediye ile çok ciddi bir kitleye reklam yapılmış oluyor. Böylece, fikirvirüsler işletmelerin kendi imkanları ile yapacakları ve yüksek maliyeti olan reklamları sadece ürettiği ya da sattığı ürünleri hediye ederek gerçekleştirebiliyor.

Genel olarak, kitap içerisinde örneklerle işletmelerin başarısından bahsediliyor. Kitaptan beklentim daha farklı bir boyuttaydı açıkçası. Okumak isteyenlerin bir çırpıda bitirebileceğiniz eser. Keyifli okumalar.



28 Haziran 2020 Pazar

Kapasite Kullanım Oranı Nedir?

İmalat sanayi kapasite kullanım oranı(KKO) imalat sanayinde faaliyet gösteren iş yerlerinin referans dönemdeki mevcut fiziki kapasitelerine göre fiilen gerçekleşen kapasite kullanımlarıdır.

Kapasite kullanım oranı İktisadi Yönelim Anketi (İYA) kapsamında derlenen, referans döneme ait imalat sanayi kapasite kullanım oranıdır. İYA kapsamındaki işyerlerinin sınıflandırılmasında “Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiksel Sınıflaması” kullanılmaktadır.

İktisadi Yönelim İstatistikleri kapsamında derlenen İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı istatistikleri ile imalat sanayinde faaliyet gösteren işyerlerinin, mevcut fiziki kapasitelerine göre fiilen gerçekleşen kapasite kullanımlarının izlenmesi amaçlamaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Türkiye’de faaliyet gösteren imalat sektöründeki firmalara yapılan aylık anket sonuçlarına göre belirlenir ve % olarak hesaplanır.

Kapasite kullanım oranı istatistikleri, ürünlerin nihai kullanım amacına göre yapılan sınıflandırmaya göre, dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları, ara malları ve yatırım malları üreten sektör grupları itibarıyla ve ikili faaliyet düzeyine göre, 10-33 kodlu imalat sanayi alt sektörleri bazında verilmektedir. İkili faaliyet düzeyine göre, 19 kodlu kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı alt sektörünün kapasite kullanım oranı verileri ise, istatistiki gizlilik ilkesi gereğince yayımlanmamaktadır.

Kapasite kullanım oranı ekonominin öncü göstergeleri arasında yer alır. Çünkü firmalar talep doğrultusunda imalat yaparlar ve buna göre mevcut fiziki kapasitesinde bir artış meydana gelir. Bu da doğrudan ekonomide bir hacim oluşturacağı için büyümede etkili olacaktır. Kapasite kullanım oranındaki bir artış meydana geldiğinde ekonomide bir toparlanma söz konusu olabilirken kapasite kullanım oranındaki azalış ise ekonomide daralmaya işaret edebilir. Kapasite kullanım oranı aylık olarak yayımlanmakla birlikte tek bir aya bakarak yorumlamak yanlış yorumlara sebep olabilir. Bu kapsamda genel trend ve diğer ekonomik gelişmeleri de göz önünde bulundurma etkili olacaktır.

TCMB tarafından yayımlanan haziran ayı kapasite kullanımı aşağıdaki gibidir;

 

B

TCMB tarafından yayımlanan 2015/12-2020/06 dönemleri arasındaki kapasite kullanımının seyri aşağıdaki gibidir;

 

2018 ve 2019 yıllarında kapasite kullanım oranları %70-80 bandında seyrederken ülkemizde ilk defa Mart ayında görülen Koronavirüs etkisiyle işletmeler faaliyetlerini geçici süre durdurmasının 2020/04 itibarıyla kapasite kullanım oranına yansıdığı görülmektedir.

Ekonominin bir diğer öncü göstergelerinden birisi olan satın alma yöneticileri endeksi hakkında bilgi edinmek isterseniz bu yazımı okuyabilirsiniz!


23 Haziran 2020 Salı

Kredi Erken Ödeme Cezası Nedir?

Birçok kişi kredi kullanırken kredinin tutarını, vadesini göz önünde bulundurur. Kendi finansal durumunu da göz önünde bulundurarak nakit akışında sorun yaratmayacak bir şekilde kredi kullanımı gerçekleştirirler. Peki, kredi kullananlar, kullandığı krediyi erken kapatmak istese ne gibi durumla karşı karşıya kalırlar?

Kredi kullananlar kredilerini erken kapatmak isterlerse erken ödeme cezasına maruz kalır. Erken ödeme cezası taşıt ve ihtiyaç kredilerinde uygulanması söz konusu değildir. Erken ödeme cezası sadece konut kredilerinde mümkündür!


Bankalar neyi dikkate alarak erken ödeme cezası uygular: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun.

Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. Bölümünde “Konut Finansmanı” ilişkin maddeler yer alır. Bu kanunun 37. Maddesine göre;

MADDE 37

(1) Tüketici, vadesi gelmemiş bir veya birden çok taksit ödemesinde bulunabileceği gibi, konut finansmanı borcunun tamamını erken ödeyebilir. Bu hâllerde, konut finansmanı kuruluşu, erken ödenen miktara göre gerekli tüm faiz ve diğer maliyet unsurlarına ilişkin indirim yapmakla yükümlüdür.

(2) Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi hâlinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda, konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme tazminatı talep edilebilir. Erken ödeme tazminatı gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın kalan vadesi otuz altı ayı aşmayan kredilerde yüzde birini, kalan vadesi otuz altı ayı aşan kredilerde ise yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi hâlinde tüketiciden erken ödeme tazminatı talep edilemez.

Bu maddeyi özetleyecek olursak kişilerin kullanmış olduğu kredinin vadesi 36 aydan az ise en fazla %1, vadesi 36 aydan fazla ise %2’den fazla olmamak üzere bankalar erken kapama cezası alabilir.

Bunun dışında, konut kredisi kullanırken sözleşmede erken kapama cezasına ilişkin ibare yoksa banka erken kapama talebinde bulunsa bile ödemek zorunda değilsiniz! Ayrıca, kredi ödeme planında balon ödeme gibi bir durumu sözleşme başında anlaştıysanız yine erken kapama cezasına maruz kalmazsınız.


22 Haziran 2020 Pazartesi

Kredilendirme İlkeleri Nelerdir?

Bankaların temel çalışma prensiplerine bakıldığında amaçlarının düşük faizli mevduat toplayıp, optimal düzeyde kredi faiz oranlarıyla müşteriye kredi satmaktır. Bankalar krediyi herkese verir mi? Tabi ki hayır! Peki, bankalar kredi satarken ne gibi unsurları dikkate alırlar, neleri göz önünde bulundururlar? İşte bu soruların cevaplarına ilişkin bankalar genel kabul görmüş kredilendirme ilkelerini belirlemişlerdir. Nedir bu kredilendirme ilkeleri?


Güven(Emniyet) İlkesi: Teminatların sağlamlığı ilkesi olarak da bilinir. Bankalar kredi kullandırırken en önemli unsurlardan birisi olan kredinin geri ödenme ihtimalidir. Tüm krediler geri ödeme koşuluyla verilse de bazı krediler batık hale gelebiliyor. Bu ilkede bankanın kullandırmış olduğu kredinin teminat yapısı, müşterinin kredibilitesi gibi unsurlar ön plana çıkmaktadır.

Akışkanlık(Seyyaliyet) İlkesi: Geri dönüş hızı ilkesi olarak da bilinir. Müşteriye kullandırılan kredinin vadesine uygun olarak ödenmesini, herhangi bir temerrüt ya da gecikmelerin, erteleme ya da yapılandırma işlemlerinin olmamasını ifade eder.

Verimlilik(karlılık) İlkesi: Bankaların temel amacı mevduat toplayıp, kredi satmak demiştik. Fakat bankanın kredi kullandırmadaki temel amacının faiz geliri olmasının yanı sıra kullandırılan kredilerde çapraz satış yaparak kredi dışında faiz dışı gelir etmek de bir o kadar önemlidir. Burada çapraz satış yaparak komisyon geliri elde edilmesi gibi unsurları içermektedir.

Bu ilkelerin tamamı genel kabul görmüş ilkeler olmakla birlikte kredilendirme sürecinde bankalar esas olarak bu ilkeleri göz önünde bulundururlar.

Bankaların kredi kullandırma sürecinde sizin finansal limitlerinizi gösteren memzuç kayıtlarına ilişkin bilgiler de kredilendirme ilkelerini destekleyecek unsurlardır.

16 Haziran 2020 Salı

Vix Endeksi / Korku Endeksi Nedir?

Vix endeksi İngilizcede “Volatility İndex” kelimelerinden oluşturan bir finans terimidir. Türkçeye oynaklık endeksi olarak çevrilen terim piyasalardaki korkunun derecesini ölçen bir endeks olması sebebiyle finansal piyasalarda korku endeksi olarak bilinir. Vix endeksinin temel amacı piyasadaki risk algısının ölçülmesidir.


Vix endeksi ilk kez 1993 yılında CBOE(Chicago Board of Trade) tarafından oluşturulmuş ve başta Amerika olmak üzere dünyada popülerlik kazanmıştır. Vix Endeksi hesaplanırken S&P 500 endeksinde işlem gören farklı vadelerdeki opsiyon sözleşmelerinin bir aylık fiyat hareketlilikleri dikkate alınır.


Vix endeksinin hesaplanmasında önemli bir unsur olan opsiyonu şu şekilde açıklayabiliriz: belirli bir zamanda, belirli bir ürünü, belirli bir fiyattan alma ya da satma hakkıdır. Yani, burada bir hak söz konusudur. Belirlenen ürünü, belirlenen zamanda almak isteyebilirsiniz de almak istemeyebilirsiniz de. Şu şekilde örnek vermek gerekirse, demir çelik ticareti yaptığınızı farz edelim. Demir fiyatlarındaki hareketlilik çok yüksek seviyede ve siz riskinizi dengelemek için opsiyon almak istiyorsunuz(3 ay sonra demir çelik alımı için varsayıyoruz). Opsiyon satıcısı size 3 ay sonrası için sana 1 ton demiri 1.000 Dolar’dan satabileceğini söylüyor. Siz de demirin tonunun 1.000 Dolar’dan daha fazla olacağını düşündüğünüz için opsiyon almayı kabul diyorsunuz. Ne güzel değil mi? Alacağınız demirin fiyatını sabitlediniz. Fakat bunun bir bedeli var ve bu bedele opsiyon primi denir. Kaparo parası gibi düşünebilirsiniz. Anlaşmayı yaptınız 3 ay sonra demirin tonu 1.200 dolar oldu. Bu sizin için önemli değil çünkü siz 3 ay sonra almak koşulu ile opsiyon almıştınız. Opsiyon satıcısından 1 ton demiri 1.000 Dolar’dan alabilirsiniz.  Bir diğer senaryo olarak, 1 ton demirin 700 Dolar olduğunu düşünelim. Siz 3 ay sonra 1 ton demiri 1.000 Dolar’dan almak yerine 700 Dolar’a alırsınız değil mi? İşte opsiyon size bir hak tanır: fiyat beklenenden yukarı ise opsiyonu kullanmak istersiniz, fiyat beklenenden düşük ise opsiyonu kullanmak istemezsiniz ve opsiyon bedeli kadar zarar edersiniz. Riski hedge etmek için Forward yazıma da göz atabilirsiniz.


Konumuza geri dönecek olursak yapılan çalışmalar neticesinde S&P 500 endeksi ile Vix endeksi arasında ters yönlü bir ilişki bulunduğu ve korelasyon kat sayısının çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu şu şekilde değerlendiriliyor. S&P 500 endeksi yukarı doğru tırmanırken Vix endeksi azalış gösteriyor.


Vix endeksi şu değerleri alır:


0-10 : Bu aralıktaki bir değere çok fazla rastlanmaz. Tarihte endeksin en düşük değeri 1993/Aralık’ta 9,31 olarak görülmüştür.

10-20 : Piyasadaki hareketliliğin normal seviyelerde olduğunu gösterir.

20-30 : Bu aralıkta risk algısının artış gösterdiği genel itibarıyla belirsizliğin yükseldiği anlamına gelir.

30 ve üstü : Risk algısı normalin üzerindedir, yatırımcıların stres seviyeleri yükselir. Bu sebeple yatırımcılar genel itibarıyla güvenli liman arayışı içerisine girerler.


Genel itibarıyla bakıldığında, Vix endeksinin 30’un üzerinde olması ile birlikte piyasalarda belirsizlik aş gösterir ve kargaşa artar. Bu sebeple yatırımcılar güvenli liman arayışına girer. Bu kapsamda Vix endeksi piyasa oyuncuları için önemli bir göstergedir. Vix endeksindeki hızlı artışlarla birlikte ülkelerin borsalarında satışlar başlar borsa endeksinde düşüş meydana gelir.


Koronavirüs kapsamında ülkelerde tedbirlerin artış göstermesiyle birlikte 2020/Mart ayında dünya borsalarında çöküşler meydana gelmiş olup, o tarihte VİX endeksinin aldığı en yüksek değer aşağıdaki gibidir;

8 Haziran 2020 Pazartesi

Dikey Analiz Nedir, Nasıl Hesaplanır ve Yorumlanır?

Bir ya da daha fazla yılı kapsayan mali tablolarda belirli hesap kalemlerinin grup veya genele oranlanarak analiz edilmesine dikey analiz ya da yüzde yöntemi ile analiz olarak bilinir. Bu sebeple statik bir analiz türüdür.

Dikey analiz şu şekilde hesaplanır;

Grup Yüzdesi: Kalem Tutarı / Sınıf Toplamı

Genel Yüzde: Kalem Tutarı / Aktif veya Pasif

Örnek:

Dönen Varlıklar

2.000.000 TL

12 Ticari Alacaklar

1.000.000 TL

120 Alıcılar

500.000 TL

121 Alacak Senetleri

300.000 TL

126 Verilen Depozito ve Teminatlar

200.000 TL

Duran Varlıklar

3.000.000 TL

AKTİF TOPLAMI

5.000.000 TL

*Tüm tek düzen hesap kalemleri dikkate alınmamıştır.

120 Alıcılar hesabı için grup yüzdesi: Kalem Tutarı / Sınıf Toplamı

Grup Yüzdesi: 500.000/1.000.000 ise grup yüzdesi %50 olarak hesaplanır.

120 Alıcılar hesabı için genel yüzde: Kalem Tutarı / Aktif ya da Pasif

Genel Yüzde: 500.000/5.000.000 ise genel yüzde %10 olarak hesaplanır.

Bilançonun pasif kalemlerinde yapılan dikey analiz bize faaliyetlerinin ya da aktiflerinin % kaçının yabancı kaynaklarla ya da öz kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Aktif kalemlerinde yapılan dikey yüzde analizi ise söz konusu analiz edilen grup ya da genel yüzdenin aktiflerinin % kaçını oluşturduğu yorumunu yapabiliriz.

6 Haziran 2020 Cumartesi

Yatay Analiz/Karşılaştırmalı Tablolar Analizi Nedir, Nasıl Hesaplanır ve Yorumlanır?

Yatay analiz ya da karşılaştırmalı tablolar analizi, bir işletmenin en az 2 yılı kapsayan mali verilerinin incelenmesidir. Burada incelenen husus karşılaştırılacak olan mali tablodaki hesap kaleminin yıllar itibarıyla gösterdiği değişim: azalış, artış. Bir karşılaştırma söz konusu olduğu ve değişkenlik gösterdiği için dinamik bir analiz türüdür.

Yatay analiz şu şekilde hesaplanır:

Yatay analiz yüzdesi: ((t1-t0)/t0)*100

t0: Temel/baz yıl

t1: Bir sonraki yıl

Örnek:

 

2017

2018

2019

Stoklar

1.000.000 TL

1.250.000 TL

1.500.000 TL


Baz yılı 2017 olarak belirlediğimiz zaman;

2018 yılı: ((1.250.000 TL – 1.000.000 TL)/1.000.000 TL)*100

2018 yılında stokları bir önceki seneye göre %25 seviyesinde artış göstermiştir.

2019 yılı: ((1.500.000 TL – 1.000.000 TL)/1.000.000 TL)*100

2019 yılında stokları 2017 yılına göre %50 seviyesinde artış göstermiştir.

Bir firmanın mali verilerini yorumlarken karşılaştırmalı tablolar analizi yaptığımızda bize tek bir hesap kalemi hakkında bilgi verdiği için bu analizi diğer hesap kalemleri de dikkate alınarak yorumlanması gerekmektedir. Çünkü firmanın stoklarındaki bir artış stok devir hızında artış ya da azalışı ifade edebilir. Şu şekilde firmanın satışların karşılaştırmalı tablolar analizini yaptığımızda satışlarındaki artış hızının stoklarındaki artış yüzdesinden fazla olması stokların devir hızını yükseltecek ve stok elde kalma süresini kısaltacaktır.

29 Mayıs 2020 Cuma

Cari Oran Nedir ve Nasıl Yorumlanır?

Cari oran firmaların likiditesine ilişkin bilgi edinmemizi sağlayan en temel rasyolardan bir tanesidir. Bu rasyo firmaların dönen varlıkları ile kısa vadeli borçlarının karşılaştırılmasını sağlayan likidite oranlarındandır.

Cari oran şu şekilde hesaplanır:

Cari Oran: Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Dönen varlıklar firmanın bilançoda yer alan likiditesi en yüksek varlıklarıdır. Bu varlıkların 1 yıl içerisinde nakde dönüşmesi beklenir.


Tek düzen hesap planında dönen varlıklar 1 kodu ile başlar ve şu şekildedir:

  •          10 Hazır Değerler
  •          11 Menkul Kıymetler
  •          12 Ticari Alacaklar
  •          13 Diğer Alacaklar
  •          15 Stoklar
  •          17 Yıllara Yaygın İnşaat Ve Onarım Maliyetleri
  •          18 Gelecek Aylara Ait Giderler Ve Gelir Tahakkukları
  •          19 Diğer Dönen Varlıklar

Kısa vadeli yabancı kaynaklar firmanın bilançosunda yer alan ve 1 yıl içerisinde ödenecek olan yükümlülüklerini ifade eder.

Tek düzen hesap planında kısa vadeli yabancı kaynaklar 3 kodu ile başlar ve şu şekildedir:

  •          30 Mali Borçlar
  •          32 Ticari Borçlar
  •          33 Diğer Borçlar
  •          34 Alınan Avanslar
  •          35 Yıllara Yaygın İnşaat Ve Onarım Hakedişleri
  •          36 Ödenecek Vergi Ve Diğer Yükümlülükler
  •          37 Borç Ve Gider Karşılıkları
  •          38 Gelecek Aylara Ait Gelirler Ve Gider Tahakkukları
  •          39 Diğer Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Finansal analizde cari oranın 1’den fazla olması beklenir. Buradaki temel unsur firmaların 1 yıl içerisindeki nakde dönüşecek olan varlıkları ile 1 yıl içerisinde ödenecek olan borçlarını yani yükümlülüklerini karşılaması beklenir.

Cari oranın 1’den fazla olması demek aynı zamanda dönen varlıklar > kısa vadeli yabancı kaynaklar anlamına geleceği için firmanın net işletme sermayesinin de pozitif olduğu anlamına gelmektedir. Net işletme sermayesine ilişkin detay bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

Firmalardan cari oranın 1 den fazla olması beklense de bir firmanın dönen varlıklarının, kısa vadeli yabancı kaynaklardan fazla olması o firmalar işlerin tam olarak iyiye gittiği söylenemez. Firmaların faaliyet gösterdiği sektöre bağlı olarak bilanço yapılarında farklılıklar olabilir. Örneğin, faaliyet konusu al-sat olan ticari işletmelerde dönen varlıkların, imalat sektöründe faaliyet gösteren firmalara göre daha fazla olması muhtemeldir. Çünkü imalat yapan firmaların makine, tesis ve cihaz gibi maddi duran varlıkları üretim süreci için gerekli olup, al-sat yapan işletmelerde bu tarz duran varlıklara ihtiyaç duyulmamaktadır.

Bir diğer husus, finansal analizde sık yapılan hatalardan birisi de cari oranın 1 den büyük olmasının doğrudan olumlu bir husus olarak algılanmasıdır. Bildiğiniz üzere, tek düzen hesap planında bilanço kalemleri en likit varlıktan en az likit olan varlığa doğru sıralanmakta olup, en likit bilanço varlıkları hazır değerlerdir. Dönen varlıkları her ne kadar 1 yıl içerisinde likit hale gelecek varlıklar olarak görsek de dikkate almamız gereken önemli unsurlardan bir tanesi de firmanın ticari alacaklarının tahsil süresi ile stoklarının nakde dönüşüm hızıdır.

Cari oranda firmanın alacak tahsil süresinin önemini şu şekilde örneklendirebiliriz;

Firmanın kasasında sadece 20 TL bulunduğunu ve stoklarındaki A malını 180 gün sonra tahsil etmek üzere 100 TL’ye vadeli olarak sattığını düşünelim. Böylece firmanın dönen varlıkları 120 TL olacaktır. Diğer taraftan, firmanın daha önce kullanmış olduğu kredi için 90 gün sonra ödenecek olan 75 TL tutarında taksit ödemesi olsun. Bu doğrultuda bakıldığında, firmanın dönen varlıkları(120 TL), kısa vadeli yabancı kaynaklarından(75 TL) büyük, yani cari oranı 1’in üzerinde olacaktır. Firma 75 gün sonra taksit ödemesi yaparken kasasında sadece 20 TL likit varlığı olacaktır. Çünkü satılan A malının tahsilatına daha 90 gün vardır. Bu durumda firmanın cari oranı 1’in üzerinde olmasına karşın taksit ödemesini gerçekleştiremeyeceği görülmekte olup, firma temerrüde düşecektir. Firmaların ticari alacaklarının önemine ilişkin buradaki yazımdan detay bilgi edinebilirsiniz.

Firmanın cari oranının 1’in üzerinde olması finansal analiz açısından önemli bir unsur olsa da dönen varlıklarının ne kadar sürede likit varlık haline geleceği daha fazla önem taşımaktadır!

21 Mayıs 2020 Perşembe

Temel Analiz ve Mali Tablolar Analizi Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Unsurlar

Kolay yoldan para kazanmak isteyen birçok kişinin en hızlı para kazanma yöntemi olarak akıllarına gelen ilk fikrin “borsada hisse senedi alıp satma” olduğunu söyleyebilirim. Borsadan hızlı bir şekilde para kazanmak gerçekten mümkün mü? Tabi ki HAYIR!

Bu yazıdaki amacım borsada hisse senedine yatırımı ya da mali tablolar analizi yapmayı düşünen, ilgi duyan kitleyi bilgilendirmek amacı gütmektedir. Hisse senetlerini temel ve teknik analiz şeklinde incelenebilmekte olup, bu yazımda genel bir bilgilendirme amacıyla kaleme alındığı için TEMEL ANALİZ yaparken dikkat edilmesi gereken bilanço gelir tablosu kalemleri üzerinde duracağım.

Bilanço ve gelir tablosunda yer alan hesap adları dönem net karı haricinde tamamen farklı olup, satış gelişimine bağlı olarak bilanço kalemleri de etkilenebileceği için öncelikle gelir tablosunda dikkat edilmesi gereken ele alacağım.


Analiz yaparken gelir tablosunda dikkat edilmesi gereken hususlar;

Firmanın satışlarının önceki yıllarla karşılaştırmalı olarak yatay analizine bakılmalıdır. Buradaki amaç iş hacmindeki artış ya da azalışla birlikte karlılığındaki değişiminin, satışlarının artmasında ya da azalmasında kredi kullanımları neticesinde maruz kaldığı finansman giderlerinin etkisinin nasıl olduğudur. Göz ardı edilmemesi gereken unsurlardan birisi de firmanın esas faaliyetlerinden ne kadar kar yaratabildiğidir. Ebitda/Favök ve Ebit/Fvök hakkında detaylı bilgi edinmek için önceki yazılarıma okumanızı tavsiye ederim. Bunun yanı sıra bir diğer önemli başlık ise firmanın yabancı para işlemleri neticesinde oluşan kambiyo kar/zarar dengesinin gelişimi ve kambiyoda hareketliliğe yönelik alınan tedbirlerin neler olduğudur.

Kısacası gelir tablosu analizinde;

  • İş hacminin gelişimine,
  • Maliyetlerin artışına ya da azalışına,
  • Faaliyet karına(amortismana da dikkat edilerek),
  • Finansman giderleri,
  • Kambiyo dengesine dikkat edilmesi gerekmektedir.

Analiz yaparken bilançoda ya da finansal durum tablosunda dikkat edilmesi gereken hususlar;

Ticari alacak birikimi: Bir firmanın ticari alacaklarının artması, o firmanın alacaklarını tahsil etmede sorun yaşadığı anlama gelmemektedir. Satışların artış göstermesi birlikte alacaklarının yükselmesi olağan bir durumdur. Burada dikkat edilmesi gereken husus ticari alacaklarının ne kadarının senetli ne kadarının senetsiz olduğu ve alacak tahsil süresinin seyridir. Ticari alacakların önemi ve alacak tahsil süresi hesaplamaya ilişkin detay bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

Stok birikimi: Firmanın iş hacmindeki artışla birlikte bulundurması gereken stok miktarının artış göstermesi olağandır. Burada stoklarının ne kadar sürede satışa kanalize edildiğidir. Satışlarında azalma meydana gelen bir firmanın stoklarındaki artış olması stoklarını yavaş erittiği ve stok devir hızının yavaşladığını gösterir.

Finansal borçlanma: Firmanın faaliyet gösterdiği sektör başta olmak üzere hammaddenin hangi ara cinsine endeksli olduğu, satışlarını nereye yaptığı gibi unsurlar finansal borçlanmasındaki para cinsini etkilemektedir. Hammaddenin dövize endeksli olması ve firmanın ihracat gelirlerinin bulunması ve döviz kredilerinin TL kredilere kıyasla daha uygun faizli olmasına sebebiyle firmalar döviz cinsi kredi kullanabilmektedir. Döviz kurundaki artış yönünde hareketliliğin firmanın finansal borçlanmasındaki maliyetlerini artıracak realize olduğu kadar dönem karına olumsuz etki yaratacaktır.  Firmanın finansal borçlanmasında kredilerin TL ya da döviz cinsinden olup olmadığına, kısa-orta-uzun vadesine dikkat edilmelidir. Döviz kredisi olup da döviz geliri olmayan firmaların bilanço büyüklüğü kurdaki hareketliliğe göre değişecektir. Döviz kredisi ve kur riskine ilişkin detay bilgi edinmek için bu yazıma göz atabilirsiniz.

Net işletme sermayesi: Genel itibarıyla net işletme sermayesi dönen varlıklar’dan kısa vadeli yabancı kaynakların çıkartılmasıyla bulunur. Daha açık bir ifadeyle, bir firmanın 1 yıldan kısa sürede elde edeceği varlıklarla, 1 yıldan kısa sürede ödeyeceği borçlarının karşılaştırılmasıdır. Firmalarda net işletme sermayesinin pozitif olması beklenir. Fakat dikkat edilmesi gereken bir diğer husus olarak şunu ilave etmekte fayda var: net işletme sermayesinin pozitif olması olumlu bir durum iken varlıkların ne kadar sürede nakde döneceği, borçlarının ne kadar sürede ödeneceği çok önemlidir. Çünkü bir firmanın 90 gün sonra 1 Milyon TL alacak tahsilatı yapabilir, aynı zamanda 60 gün içerisinde 500 Bin TL kredi ödemesi olabilir. Bu firmanın net işletme sermayesi pozitif(1 Milyon TL-500 Bin TL) olsa da vade uyumsuzluğu temerrüt riski yaratmaktadır. Burada firma ilave yabancı kaynağa ihtiyaç duyar. Kısacası alacak ve borç yaşlandırması firmalar için önemli bir unsur olmakla birlikte net işletme sermayesine ilişkin detay bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

Devamlı sermaye: Devamlı sermaye uzun vadeli yabancı kaynaklar ile öz kaynakların toplamını ifade eder. Burada önemli bir husus genel itibarıyla imalat yapan firmalarda duran varlık yatırımları önem taşımaktadır. Firma duran varlık yatırımı yaparken yabancı kaynak kullanıyorsa bu yabancı kaynağın finansman süresi önem taşımaktadır. Bu sebeple firmanın devamlı sermayesi duran varlıklarıyla kıyaslanır. Firmanın devamlı sermayesinin duran varlıklarının ne kadarını karşıladığı önemli olup, devamlı sermayenin duran varlıklardan büyük olması istenir. Çünkü yapılan duran varlık yatırımlarının getirilerinin kısa sürede olmayacağı düşünülürse, yatırımın kısa vadeli yabancı kaynaklarla yapılması işletme sermayesini artıracağı gibi firmanın yanlış yatırım planı neticesinde temerrüde düşmesine sebep olabilir.

Finansal Kaldıraç: Kısacası toplam borcun toplam varlıklara bölünmesiyle bulunur. Buradaki önemli husus firmanın aktiflerinin ne kadarını yabancı kaynaklarla ne kadarını öz kaynakları ile finanse ettiğidir. Firmanın kredi kullanımlarındaki yüksek artışla birlikte finansal kaldıraç oranı artacak, böylece aktiflerindeki öz kaynak finansmanı azalacaktır.

Genel itibarıyla firmanın bilanço kalemleri incelenirken dikkat edilebilecek hususları bu şekilde özetleyebiliriz. Bu bilgilerin yanı sıra firmanın döviz varlık ve yükümlülükleri ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü döviz kurundaki artış ya da azalışla birlikte bilanço kalemlerinde de önemli hareketlilikler olacaktır. Bu sebeple firmanın yabancı para pozisyonu dikkatle incelenip, paritede oluşabilecek hareketlilikler dikkate alınarak analiz edilmelidir.

Mali tablolar analizi ve temel analiz yaparken küresel ve yerel ekonominin gidişatı ile faaliyet gösterilen sektörün yanı sıra bağlantılı olan sektörlerin genel durumu göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Firmanın iş hacminin azalması nasıl ki o firmanın piyasadaki gücünü kaybettiği anlamına gelmiyorsa, iş hacminin artması piyasadaki gücünü artırdığı anlamına gelmez.

Temel analiz yaparken ekonomik ve sektör analizi olmazsa olmaz unsurlardır.

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Mali Analist/Finansal Analist

Birçok işe alım platformlarında duymuşsunuzdur: mali analist! Peki bu mali analist kimdir, ne iş yapar, nerelerde çalışır. Gelin birlikte bakalım ne iş yaptıklarına.

Mali analist İngilizce bir kavram olan “Financial Analyst”in Türkçe karşılığı olarak çevrilmektedir. Mali analist, firmaların finansal tablolarının geçmiş yıllara dönük olarak analiz edip, analiz çıktılarını ekonomik gelişmeler doğrultusunda yorumlanarak raporlanmasını sağlayan kişidir.  Bir nevi firma bünyesinde çalışan ve firmaya finansal danışmanlık hizmeti veren meslek grubudur diyebiliriz.


Bu meslek grubu daha çok firmaların finans, bütçe ve raporlama birimleri ile bankaların mali tahlil ve istihbarat birimlerinde yer alırlar. Bu yazımızda genel itibarıyla bankaların mali tahlil ve istihbarat biriminde çalışan analistlerin neler yaptıklarına değineceğim. Mali tahlil ve istihbarat birimine ilişkin bilgi sahibi olmak isterseniz bu yazıma göz atabilirsiniz.

Bankalarda çalışan mali analistler çalıştıkları kurumlarda bir nevi kredi kullanmak isteyen ya da mevcut devam eden kredisi olan firmaların mali tablolarını analiz ederek, raporlama yapar. Bu rapor sonucunda firmalara ilişkin bir temerrüt olasılığı hesaplayarak kredi derecelendirme notu oluştururlar. Bu kredi derecelendirme işlemi neticesinde firmalar yeterli kriterleri sağlıyorlarsa kredilendirme süreci başlar. Bankaların kredilendirme sürecine ilişkin bilgi sahibi olmak isterseniz bu yazıma göz atabilirsiniz.

Mali tahlil sürecine başlamak için öncelikle bankaların şubeleri tarafından firmalara skor çalışması yapılabilmesi için raporlama talebi gelir. Şubeler raporlama talebinde bulunurken raporlaması yapılacak olan firmalara ait aşağıdaki belgeleri mali tahlil ve istihbarat birimine iletir.


    • Son 3 yıla ait bilanço ve gelir tabloları
    • İmza sirküleri
    • Güncel ticaret sicil gazeteleri
    • Hazirun cetveli
    • Oda sicil ve faaliyet belgesi


Mali analistler yukarıdaki belgeleri göz önünde bulundurarak firmaların yatay, dikey ve trend analizlerini, nakit akış tablolarını oluştururlar. Oluşturulan bu tablolar neticesinde mali analistler firmanın geçmiş dönem mali verilerini yorumlayarak firmanın gelecekteki pozisyonuna ilişkin çıkarımlarda bulunurlar. Mali tablolar geçmişe yönelik bilgileri içerdiği için mali analistler firmanın iş süreçlerine ve gelecekteki mali verilerine ilişkin detay bilgi öğrenmek için şube personelleri ile birlikte firmanın faaliyet gösterdiği fabrikayı ziyarete giderler. Bu ziyaret esnasında firma ortağı/ortakları ve finans yöneticileri ile görüşürler, daha sonra üretim sürecini, stoklarının durumunu vb. sebepler doğrultusunda fabrikanın içini gezerler.

Mali analistler kredilendirme sürecinde birçok firmanın raporlamasını yaptığı için farklı sektörler hakkında karlılık oranlarını, alış ve satış koşulları gibi çalışma koşullarına ilişkin engin bilgiye sahiptirler.

Raporlama çalışmasının yanı sıra mali analistler firmaların ticari sicil geçmişlerine ilişkin karşılıksız çek, protestolu senet kayıtları gibi moralite sorgulamalarını yaparak daha önceki borçlarını ödeme gücüne ilişkin bilgi edinirler ve  elde ettikleri bulguları raporlarının bir köşesinde belirtirler.

Genel itibarıyla, mali analistler firmaların geçmiş mali verilerinden yola çıkarak gelecekteki oluşabilecek mali verilerine ilişkin öngörüde bulunarak raporlama yaparlar. Bu raporlama çalışması firma hakkında birçok bilgiyi barındırdığı için raporu okuyan kişilere detaylı bilgi sunmakta olup, kredilendirme sürecinin başlangıcını oluştur. Rapor sonucunda firmalara ilişkin oluşan skor notuna bağlı olarak bankaların kredi tahsis birimleri firma ile olan çalışma koşullarını belirler. Bunlar belirli marj uygulanarak çek veya ipotek karşılığı olabileceği gibi firmanın kredibilitesine bağlı olarak imza karşılığı da olabilir.

Bu yazımda mali analistin kim olduğu, nerelerde çalıştığı ve ne iş yaptığını bilgilerim doğrultusunda sizlerle paylaştım. Mali analistliğe ilişkin merak ettiğiniz detay bilgi varsa yorum yapmanız yeterli olacaktır.


7 Mayıs 2020 Perşembe

Popüler İngilizce Haber, Dergi, Makale ve Gazete Siteleri

Sosyal medyanın hemen hemen her köşesinde akademisyen olmak isteyen kişiler başta olmak üzere birçok kişinin İngilizce bilgilerini geliştirmede, kelime, bağlaç, edat gibi konuları öğrenmede zorlandığını görünüyorum. Aslında, buna tam olarak zorlanma demek yanlış olacağı için gerekli şartları sağlamak için İngilizce öğrenme isteksizliği diyebiliriz. İngilizce öğrenmek ve yabancı dil sınavından yüksek almak için daha önceki yazımız olan "İngilizce Öğrenmek ve YDS'den 70 Almak" başlıklı yazıma göz atabilirsiniz

Türkiye’de yaşayan ve büyüyen bir kişinin çeşitli dergi, kitap, makale okuyarak Türkçedeki kelime haznesini nasıl her geçen gün geliştirebiliyorsa, çevre faktörünü göz ardı ettiğimizde İngilizce öğrenmenin de Türkçe öğrenemeden bir farkı olmadığını düşünebiliriz. Bu yüzden sizlere İngilizce öğrenmeyi keyifli hale getirerek hem kelime hem de gramer bilginizi geliştirebileceğiniz siteleri ve kanalları sizlerle paylaşacağım.


İngilizcenizi geliştirebileceğiniz başlıca;

Haber Siteleri  

BBC: Siyasetten spora kadar birçok haber içeriğine ulaşabileceğiniz ve dünyadaki tüm gelişmeleri takip edebileceğiniz bir sitedir.

CNN International: 7 farklı kıtaya ilişkin bilgi edinebileceğiniz bir Amerikan haber sitesidir.

CNBC: Daha Çok ekonomi ve iş dünyasına ilişkin haberler içermektedir.

ABC News: Diğer haber kanallarının aksine daha az görselliğe ve sadeliğe sahip bir haber sitesidir.

Fox News: Başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya ilişkin bilgi edinebileceğiniz haber sitesidir.

Bloomberg: Dünya ekonomisine ilgi duyuyorsanız bu siteye göz atmadan geçmenizi istemem!

Gazete ve Dergiler  

The New York  Times: Dünyaca ünlü Amerikan gazetesi olup, yazı dili biraz ağır gelebilir.

The Washington Post: Bir diğer Amerikan gazetesi olmakla birlikte yazı dili NewYork Times’a göre daha hafiftir.Wahington post

The Economist: Ekonomiye ilgili duyanların Bloombergle birlikte takip etmesi gereken dünyaca ünlü bir dergidir.

The Wall Street Journal: Bir diğer ekonomi ve dünya piyasalarındaki gelişmelere ilgi duyan, ekonomi kelime bilgisini geliştirmek isteyenlerden takip etmesini istediğim gazetedir.

The Guardian: Bir İngiliz gazetesi olan The Guardian’ın dünyadaki gelişmeler için takip edebilirsiniz.

The Independent: Yazı dili nispeten hafif bir diğer İngiliz gazetesi olarak önerebileceğim bir sitedir.

Makale

Bilimsel araştırmalara ilgili duyuyorsanız ve bilim dallarına ilişkin teknik kelime bilginizi artırmak istiyorsanız aşağıdaki siteleri takip edebilirsiniz.

Popular Science 

Scientific America

Science News

Science Daily

National Geographic: Doğaya ilgi duyanlara şiddetle tavsiye ederim

Genel itibarıyla yukarıdaki içeriklerdeki linklere tıklayarak dünyadaki gelişmeleri takip ederken İngilizcenizi geliştirebilirsiniz. Bununla birlikte ÖSYM sınav hazırlarken ilgili dergi, haber ve makale içerisinden benzer ya da aynı bir bölüm alıp yabancı dil sınavlarında sorabilmektedir.

Ayrıca, belirtmekte fayda var. İngilizce dergi ve haber sitelerini takip ederken bir sekmede kelimelerin anlamını öğrenmek için şu çeviri sitelerine bakabilirsiniz: 

İngilizce – İngilizce à Cambridge Dictionary 

İngilizce – Türkçe   à Tureng  



6 Mayıs 2020 Çarşamba

2020 Yılının En Değerli Dünya Markaları

Bugün sizlere "Brand Finance" tarafından yapılan 2020 yılının en değerli ve en güçlü markalarının kimler olduğunu paylaşacağım.

Brand Finance 1996 yılında İngiltere kurulan ve 20’den fazla ülkede faaliyet gösteren bağımsız olarak marka değerlemesi yapan ve strateji danışmanlığı veren dünyanın önde gelen bir kuruluşlarından birisidir.

Brand Finance’in her yıl Ocak ayında dünyanın en değerli ve en güçlü markalarına ilişkin “Global 500” olarak yıllık rapor yayınlamaktadır. Brand Finance her yıl 29 ülkede, 10 sektörü kapsayan,B2B ve B2C görüşme destekli 50.000’den fazla katılımcıyla 1.500’den fazla markanın araştırmasını yapmakta ve buna göre bir rapor hazırlamaktadır.

Gelin, 2020 yılının en değerli markalarına birlikte bakalım!

Dünyanın En Değerli 10 Markası

1-2019 yılında da 1. olan firma 2020 yılında da $220,791m marka değeri ile birinciliğini korumaya devam etmektedir.


2- 2019 yılında en değerli 3. Markaya sahip firma 2020 yılında $159,722m marka değeri ile 2. Sıraya yükselmiştir.


3- 2019 yılında 2. Sırada yer alan Apple 2020 yılında 2.liği Google’a kaptırmış olup, $140,524m marka değeri ile 3. sıraya gerilemiştir

4- 2020 yılında $117,072m değerle 2019 yılında da olduğu gibi 4. sırada yer almaktadır.

5- 2020 yılı dünyanın en değerli markalar listesinde ilk 4 sırada yer alan Amerika şirketlerinden sonra 2019 yılında da olduğu gibi $94.494m marka değeriyle bir Güney Kore markası olan Samsung 5. sırada yer almaktadır.

6- Dünyanın en büyük bankası olan ICBC 2020 yılında $80,791m marka değeriyle 2019 yılına kıyasla 2 sıra üste çıkmıştır.

7- Facebook 2020 yılında da 7.liğini $79,804m değerle koruduğu görülmektedir.

8- 2019 yılında 11. sırada yer alan Walmart marka değerini $77,520m çıkartarak 8. sıraya yükselmiştir.

9- Çin Merkezli bir finans ve sigorta şirketi olan Ping An Insurance hızlı bir marka değeri ivmesi yakalayarak 2020 yılında $69,041m değerle 9. sırada yer almıştır.

10- Dünyanın en değerli 10. markası ise 2020 yılında $65,084m marka değeriyle Çin merkezli teknoloji firması Huawei olmuştur.

Sektörlerin marka değerlerine bakıldığında ise şu tabloya rastlanılmaktadır;

Ülke ekonomilerinin marka değerine ilişkin bilgiler ise aşağıdaki gibidir;


Ülkelerin marka değerlerinin büyüklüğüne bakıldığında ilk sırada açık ara farkla Amerika’nın geldiği görülmektedir. Amerika’da marka değerliliğine konu olan 205 firma varken, Çin’de 70 marka yer almaktadır. Bu kapsamda Amerikan’ın önde gelmesinin sebeplerinin birisi de daha fazla marka değerlemesinin yapılmış olması olabilir.

Dünyanın en değerli markalarına bakıldığın her yıl ilk 4 markayı önemli marka değeri farklarıyla genellikle Amerikan şirketleri oluşturmaktadır. Marka değeri en yüksek 10 firmanın önemli bir kısmı ise perakende, finans, teknoloji ve sosyal medya sektöründe faaliyet göstermektedir.  2020 yılında $220,791m marka değeri ile 1. sırada yer alan Amazon ile $65,084m marka değeriyle 10. sırada yer alan Huawei arasında yüksek tutarda değer marka değeri farkı görülmektedir. Listede ilk sıraları genellikle Amerikan şirketleri oluşturmakla birlikte ilk 10 marka değeri arasında Çinli firmaların da son dönemlerde hızlı bir yükseliş trendi yakaladığı görülmektedir.

Not: Marka değerlemesine ilişkin olarak bilgiler "Brand Finance" sitesinden temin edilmiştir.